İzmir siyaseti son yıllarda oldukça gergin dönemlerden geçiyor. Özellikle son 25 yılda AK Parti ile CHP arasındaki siyasi rekabet, kent siyasetinin en belirgin unsurlarından biri haline geldi.

Bu rekabetin zaman zaman İzmir üzerinden yürütülen tartışmalara da yansıdığına şahit olduk. Hatta AK Parti’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamamasının ardından, İzmir’e yönelik “Gavur İzmir” söylemlerinin yeniden gündeme geldiği dönemler yaşandı.

Oysa İzmir, hiçbir zaman tek bir siyasi kimliğe sığdırılabilecek bir şehir olmadı.

Bugün geçmişe baktığımızda bunu açıkça görebiliyoruz. İzmir’de bir dönem Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi seçim kazanıyordu. Burhan Özfatura gibi isimler kenti yönetiyordu. Yüksel Çakmur dönemleri yaşandı. Ardından 1999 seçimlerinde Ahmet Piriştina, DSP ile Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Piriştina’nın daha sonra CHP’ye geçmesiyle birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde parti değişiklikleri ilk kez yaşanmıyordu. Ancak bugün yaşanan süreç, hem siyasi açıdan hem de yarattığı tartışmalar bakımından çok daha farklı bir noktada.

2 milyon ağaçta hazırlıklar tamam
2 milyon ağaçta hazırlıklar tamam
İçeriği Görüntüle

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişi, şüphesiz uzun yıllar İzmir siyasetinin hafızasında yer alacak.

Ben Cemil Tugay’a kızılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü yıllardır İzmir’e yönelik kullanılan bazı siyasi söylemlerin, bugün geldiğimiz noktada ‘Gavur İzmir’ gibi siyasi söylemler bugün son buldu.

CHP’nin İzmir’de uzun yıllar boyunca seçimleri kazanması, kentin tamamının aynı siyasi düşünceye sahip olduğu anlamına gelmiyordu. İzmir çok farklı siyasi görüşlerin, yaşam tarzlarının ve toplumsal kesimlerin bir arada yaşadığı bir kentti.

Ancak buna rağmen İzmir’e ve İzmirliye zaman zaman siyasi bir kimlik üzerinden bakıldı. “Gavur İzmir” söylemi de bu bakışın en ağır örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Şimdi ise ironik bir tabloyla karşı karşıyayız.

Elhamdülillah, artık gavur değiliz!

Cemil Tugay’ın AK Parti rozetini takmasıyla birlikte, yıllardır İzmir üzerinden yapılan bu tartışmanın da yeni bir boyut kazandığını söylemek mümkün.

4,5 milyon İzmirlinin yeniden kendisini ispatlamasına, kelime-i şehadet getirmesine gerek kalmadı!

Sağ olsun Cemil Tugay, AK Parti rozetini takarak yıllardır kullanılan “Gavur İzmir” söylemini ve bu söylemin arkasındaki bakışı bir anda tartışmaya açtı.

Şimdi asıl mesele bundan sonrası.

25 yıllık AK Parti-CHP çekişmesini bir kenara bırakıp yeni döneme bakmak gerekiyor.

Bu geçiş nasıl gerçekleşti?

Hangi pazarlıklar yapıldı?

Cemil Tugay’ın talepleri nelerdi?

Bu taleplerin hangileri karşılanacak?

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yönetim anlayışı nasıl değişecek?

Genel Sekreterlik makamına gerçekten Denizli’den bir isim mi gelecek?

Bunların tamamı önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak.

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişi yalnızca bir siyasi parti değişikliği olarak okunmamalı. Bu gelişme, İzmir siyasetinde yıllardır var olan dengelerin ve söylemlerin de yeniden tartışılmasına neden olacak gibi görünüyor.

Şimdi İzmir’in önünde yeni bir dönem var.

Gavur muyuz, değil miyiz tartışmasını artık geride bırakıp İzmir’in nasıl yönetileceğine bakma zamanı.

Çünkü mesele rozetten çok daha büyük.

Mesele İzmir.

Mesele AK Parti’nin İzmir adayı Cemil Tugay mı olacak, Atilla Kaya mı olacak, Özlem Çerçioğlu mu olacak?