Torbalı sınırlarında yer alan antik kent Metropolis’te yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan mermer tanrıça heykel başı, arkeoloji dünyasında büyük heyecan yarattı. Heykel başının özellikle yüz hatlarında ve saç detaylarında görülen ince işçilik, Helenistik dönemin sanatsal anlayışına dair önemli ipuçları sunuyor. Uzmanlar, eserin dönemin ustaları tarafından büyük bir titizlikle yapıldığını ve Metropolis’in heykel sanatındaki zenginliğinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Kazı ekibi tarafından dikkatle incelenen heykel başı, Metropolis’in anıtsal heykel geleneğini bir kez daha gündeme taşıdı. Eserin korunmuş detayları, antik kentin dönemin kültürel ve sanatsal merkezlerinden biri olduğunu destekleyen önemli bulgular arasında gösteriliyor. Buluntu, hem bilim dünyasında hem de kültür-sanat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Söz konusu keşif, ülke basınında da geniş yer buldu. Son olarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bu önemli arkeolojik gelişmeyi resmi internet sitesinde paylaştı. Yayınlanan içerikte Metropolis’teki kazıların bölgenin tarihi mirasına ışık tuttuğu vurgulanırken, tanrıça heykel başının kültürel miras açısından taşıdığı önem kamuoyu ile paylaşıldı. İşte o paylaşım;

Türkiye’nin batısındaki Metropolis antik kentinde olağanüstü bir keşif yapıldı: Helenistik döneme tarihlenen, mermerden yapılmış anıtsal bir kadın heykeli başı, Antik Yunan’ın sessiz ama merkezi tanrıçalarından biri olan Hestia’yı temsil ediyor olabilir. Bu buluntu, hem sanatsal ustalığı hem de binlerce yıllık bu kentin sembolik önemini gözler önüne seriyor.

1989 yılından bu yana kazıları sürdürülen Metropolis antik kenti, Türkiye’nin batısında, İzmir’e yakın Torbalı’da yer alıyor ve Helenistik geçmişini adım adım gün yüzüne çıkarıyor. Kamusal yapıları ile Yunan ve Anadolu etkilerini bir arada barındıran bu kent, bugün büyük bir keşif sayesinde yeniden ilgi odağı hâline geldi: ticari bir yapıda ortaya çıkarılan anıtsal mermer bir baş. Biçimsel ve teknik analizler, bunun Yunan mitolojisinde ocağın ve yurttaş birliğinin koruyucusu olan tanrıça Hestia’ya ait bir tasvir olabileceğini gösteriyor.

65 yaş üstü aylıklarına zam geldi ama...
65 yaş üstü aylıklarına zam geldi ama...
İçeriği Görüntüle

Kazılar, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Dr. Serdar Aybek başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras” (Heritage for the Future) programı kapsamında ve Sabancı Vakfı’nın desteğiyle yürütülüyor. Heykele ilişkin ilk bulgular, Anadolu Ajansı tarafından duyurularak bu eserin tarihsel, dinsel ve sanatsal önemine dikkat çekildi.

Ticari Bir Yapıda Beklenmedik Bir Keşif

Metropolis’te gün yüzüne çıkarılan anıtsal baş, bir tapınaktan ya da kutsal alandan değil, ticari işlevli olduğu belirlenen bir yapıdan geliyor. Bu durum, antik kentlerde ekonomik alan ile dinsel alan arasındaki sınırların sanılandan daha geçirgen olabileceğini gösteriyor. Metropolis örneğinde, ticari faaliyet ile tanrısal temsillerin yan yana bulunması, kentsel organizasyonun beklenenden daha iç içe geçmiş olduğunu ortaya koyuyor. Kutsal olan, ilk bakışta dünyevi görünen mekânlarda da kendini gösterebiliyordu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” programı kapsamında kazılan bu yapıdan, kült uygulamalarına doğrudan işaret eden çok sayıda buluntu çıkmadı. Buna rağmen, böylesine sofistike bir eserin varlığı, mekânın işlevinin daha geniş olabileceğini düşündürüyor. Prof. Dr. Serdar Aybek’e göre burası, ekonomik, kamusal ve sembolik işlevleri bir arada barındıran çok amaçlı bir alan olabilir.

Üst Düzey Bir Helenistik Heykelcilik Ustalığı

Metropolis’te bulunan baş, olağanüstü işçilik kalitesiyle öne çıkıyor ve gelişmiş Helenistik heykel sanatının tekniklerini yansıtıyor. Zanaatkârlık hassasiyeti, yapısal karmaşıklık ve gerçekçiliğe verilen önem bu eserde bir araya geliyor. Arkeologların yürüttüğü görsel analizler, restoratör Didem Taner’in çalışmalarıyla desteklenerek, eserdeki pek çok önemli teknik ayrıntıyı ortaya çıkardı.

Hestia İhtimali ve Görsel Yolla Yurttaş Birliği

Kazı ekibinin en ciddi biçimde üzerinde durduğu hipotez, bu başın, ocağın ve kent birliğinin koruyucusu olan tanrıça Hestia’ya ait olduğu yönünde. Bu tanımlama, yalnızca üslup özelliklerine değil, aynı zamanda daha önce Bouleuterion’da — yani kent meclisinin toplandığı yapıda — bulunan bir gövde parçasıyla olan morfolojik uyuma dayanıyor. Prof. Aybek, iki parçanın ölçü ve stil açısından birbirleriyle uyumlu olduğunu belirtiyor. Bu durum, heykelin bütünüyle yeniden kurgulanabilmesi ihtimalini güçlendiriyor.

Metropolis’in Sanatsal Peyzajına Yeni Bir Bakış

Uzun süre Efes veya Bergama gibi merkezlerin gölgesinde kalan Metropolis, giderek başlı başına bir sanatsal merkez olarak öne çıkıyor. Bu anıtsal başın keşfi, Türkiye’deki ikincil kentlerin yalnızca hazır heykel modellerini ithal ettiği yönündeki yaygın düşünceyi sorgulatıyor. Aksine, Ege dünyasının sanatsal ve teknik ağlarına entegre, canlı bir yerel üretimin varlığına işaret ediyor.