Yerel seçimler öncesi yiğitlerin meydanları şenlik yerine çevirmelerine artık ramak kalmışken,   güftesi  Ahmet Muhtar Paşa bestesi Muallim İsmail Hakkı Beye ait ölümsüz mahur eser ile anlayanlara manşetten mesajlar  göndermeye devam  ediyoruz.

Öncelikle bir konuya açıklık getirmek istiyorum; ben başıma buyruk bir yazar olduğum için yerel basın birliğine karşıyım ve yazılarımı sadece bu siteye özel yazıyorum. Bunun nedeni sitenin yayın politikasını benimsediğim ya da Adem’i sevdiğim falan değil. Sadece buradan hedeflediğim kitleye daha rahat ulaşabileceğime inanıyorum. Bu kısa bilgilendirmeden sonra kitabın ortasından konuşmaya devam ediyoruz;

İlçede yerel basın ve doğal olarak  yazmaya ara verdiğimden olsa gerek bazı siyasilerin eleştiriye tahammülleri kalmamış. Sanırım biraz benimde kalemimin ayarı kaçmış olacak ki son yazım malum parti cenahında anlamsız bir tepki ye neden .  Herkes fabrika ayarlarına dönene dek eleştirilerimi diğer malum parti üzerinde denemeye karar verdim.

Balık tutmak istedi başına gelmeyen kalmadı Balık tutmak istedi başına gelmeyen kalmadı

Aslında bu bir eleştiri değil, bir durum değerlendirmesi. Herkesin kafasında şekillendirdiği, küçük dost sohbetlerinde dillendirdiği ama bir türlü ortaya atılamayan bir tespit yapacağım ve Akp içerisindeki adaylık meselesine müdahil  olacağım. Belli olmaz sade bir seçmen olarak bu meseleye taraf dahi olabilirim. Mevcuttaki iki aday adayını da iyi tanıdığım ve çok sevdiğim için kelimelerimi özenle seçmeye çalışacağım. Bu arada 1 Ekim tarihinde olası bir istifa ile üçüncü bir aday adayı çıkması durumunda ise kelime seçmeme gerek kalmayacak. Yok sayıp, görmezden gelmek yeterli olacak. Zaten aynı görevden 2. defa istifa edilip beş yıl aradan sonra aynı makama 2. defa  talip olmak eleştiriye ya da tespite gerek bırakmaz.  

2014 yılına dönecek olursak; malum partinin mevcut belediye başkanı aday olamayınca ilçede tüm yerel dengeler bir anda değişmişti. Bu dengeler üzerine yapılan hamleler sonucunda  da küçük bir farkla Adnan Yaşar Görmez seçimi  kazanmıştı. Küçük farkla kaybedeni ise on yıldır gören olmadı. Adnan bey beş yıllık süreçte iktidar desteğini de arkasına almasına rağmen bana göre başarısız bir başkanlık dönemi geçirmiştir. Bir türlü bitirilemeyen belediye binası şehrin girişinde kazulet gibi duruyor. Neymiş efendim müteahhit batmış. Bu projeyi seçim öncesi prestij projesi olarak kamuoyuna empoze ettiysen o müteahhidi batırmayacaksın. Batarsa da belediye imkanlarını seferber edip tamamlayacaksın. Çok iyi biliyorum, o dönem  müteahhidin  milyon liranın üzerindeki teminatı belediyeye gelir kaydedilmişti. Peki şimdi o binaya ne oldu  bilen var mı? Hemen söyleyim; İBB’ye  kız yurdu yapılmak üzere devredildi. Karşılığında İBB  şehrin göbeğine sözüm ona mega bir projeye finansör olacak. Bu şekilde de ilçenin çok büyük bir eksiği giderilmiş olacak. Mermercilik  fakültesinde okuyan 25 kız öğrenci ya vardır ya yoktur. Buna karşılık belediye kültür merkezinde hizmet veriyor, kaymakamlık ve tapu başta olmak üzere bilumum resmi daireler bana göre artık riskli yapı statüsündeki  50 yıllık binada hizmet vermeye çalışıyor. Hem de köprü altında. Ama sorun yok 5 yıldızlı otel statüsünde bir kız yurdumuz olacak. Hadi  hepsini geçtik, bu binayı kız yurdu yaparsak deve güreşleri zamanında develeri nereye bağlayacağız ? hiç bunu düşünen oldu  mu ?

  İkinci büyük proje şehri göbeğindeki 30-40 dönümlük devasa alana  şu anda kimsenin uğramadığı bir atıl tesis daha yapmasıdır. Hani şu millet bahçesi furyası zamanında. Ben sadece yapım aşmasında müteahhidi tanıdığım için Selçuklu mimarisinin izlerini taşıyan ve adını da Arapçadan gelen bir matematik terimi- üçgen demek- olan Müselles alan koydukları alana gittim. Yapım aşamasında teknik olarak yapılan yanlış uygulamaları saymakla bitmez. O müteahhit de ortalarda yok, sanırım o da battı. Benim müselles alan projesi ile alakalı vicdanımı sızlatan çok önemli bir husus var, onu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bu arada  2014-2019 Akp döneminde yapılan  yanlışları ne yazık ki bir yazıya sığdıramadığım için çok geçmeden  bir yazı daha ekleyeceğim.  Bu sefer de ne yazık ki Adnan abinin yapamadıklarını ve diğer aday adayını  irdeleyeceğiz. Şimdi dönelim bu muhteşem tesise Ertan  Ünver isminin verilme meselesine;

Kendisine ne yazık ki arkasından rahmet okumamızı istemezdi. Bende bu ilçe için yaptıklarının hatırası için ışıklar içinde uyusun diyerek  bu alana isminin verilmesi hususuna değinmek istiyorum. Herkesin bileceği üzere Ertan Ünver isminden çok eserleri ve fikirleri ile anılmak istenirdi. Kendisi ile yaşarken oturup sohbet etme imkanım olmuştur. Bana göre yaşadığı sürece bu ilçede belediye başkanı olması gereken bir  dâhi idi. Adamın eski belediye başkanlarının resimlerinin olduğu alandaki yazıya inat, hem de Chp’li  belediye tarafından böyle bir saçmalığa isminin verilmesini ben eski bir sade partili olarak kabullenemiyorum.  Görev yaptığı dönem nasıl bir ileriyi görüş ve öngörüye sahipse Özbey kırsalına dünya  standartlarında bir golf tesisi  düşünen adamın ismini ‘Millet Bahçesi’ ile birlikte anıyorsak bu ayıp tüm Chp’li nitelikli üyelere yeter de artar  bile. Eski bir sade Chp üyesinin tespitidir…

Dip Not: Sevgili Ertan Çelik  müsaaden olursa sana cevabımı buradan vermek istiyorum. Madem  benden gaza geldin ve yazmaya başlayacaksın sana bir ‘**sufle’  vereyim. Bu millet bahçesine verilen Ertan Ünver isminin yanlışlığından başlayabilirsin. Ama bu ‘*sufle’ yi senin de çok iyi yaptığın  Fransız tatlısı ile lütfen  karıştırma olur mu ? kal sağlıcakla…

*Yiğitlerin meydanı gönül şenliğinin nuru, ışıltısı

**sahnedeki oyunculara, unutmuş oldukları bir sözü ya da tümceyi izleyicilere duyurmadan fısıltıyla anımsatma, fısıldama.

*Sufle, kökeni 18. yüzyıl Fransa'sına dayanan tatlıdır.

Editör: TE Bilisim