Kırk yıllık dostumu kaybetmiş gibi olurum…

Saçlarım bir gecede beyazlaşır, yapraklarım kendi rengine küser, susarken küçülür dünyam, büyümeden ölmeye başlarım…

Takvim yapraklarının arasından kart çeker gibi alıp başköşeye yerleştiririm, hayatımın kumarını bir günde oynarım…

Eylül giderse zamanın kaybedeni ben olurum…

                                                                       ***

Bahçeleri büyüleyen sıcak el, naftalin kokusuna dönen yarım çark, bilmem kaçıncı seferindeki kanatlı şahmeran…

Gidip de gelmemek, gelip de görmemek var…

Hasan Zurnacı kansere yenildi Hasan Zurnacı kansere yenildi

Gitmese bütün yollar, eylül kalsa ömrümüz…

Bir dostum söylemişti…

Kuşlar söz dinlemez…

                                                                       ***

Eylül giderse geceyi peşinden sürükler, çabuk söner kandil, erken iner panjur, dağların tepesine bir avuç mor serpiştirsen de kanmaz…

Uyanmaz…

Işıklar yolda kurt sürülerine yakalanır, boğazlarında diş izi, gözlerinde hikayemizin son resmi…

                                                                       ***

Ucuzcu pazarının vitrinini dolduran kısa boylu manken, üzerinde yarım kol mintan…

Eylülün gidişi hayra yorulmaz…

Önümüz kış…

Varsın birkaç kez eylülü katlasın koldan…

                                                                       ***

Ömrün raflarına sıraladıklarımız aklımıza gelir, tahta valizlerde sakladıklarımız anılar, incir çekirdeğinin biraz daha iricesi için kopardığımız fırtınalar…

Şöyle elimizin tersiyle ne kadar tozunu alabilirsek o kadar görünür kalır eylül, her seferinde kendi duvarının kahramanı…

Tek kişilik yarışmanın şampiyonu…

Mehmet ERGÜN 

Editör: TE Bilisim