İnsanoğlu tuhaftır,

Sarhoş olmaya görsün, tutabilirsen vay haline,

Ya para sarhoşudur, ya güç sarhoşudur, ya da makam sarhoşudur. Nefsi alır onu öyle yerlere uçurur, öyle hayallere sürükler ki; doğruyu yanlışı, Edep erkanı unutur. Bir anda tüm yol arkadaşlarını bile karşısına alabilir.

Hepsi benim olsun, benim istediğim olsun, ben başarayım düşüncesiyle Egolarını yenemezler.

Aklın önüne hırs geçer, mantığın dışına çıkar ve iradeyi yok eder.

Ben bilirim, ben veriyorum, benim sayemde böyledir diyen bu zihniyetler, ilânihaye konumlarını koruyamazlar.

Geldiğimiz noktaya baktığımızda, Belediye başkanlığını kimin kazanabileceği karanlık olmasına rağmen, partilerimiz aday adaylık başvurularını seçim havasına soktular.

Bu durum, bir dereceye kadar hoş görülse de, AK Partinin en güçlü oluğu, 2004 ve 2009 seçimlerinde, Sayın KAYA'ya iki seçim kaybettirmiştir.

Yakınları 1 aydır haber alamıyor Yakınları 1 aydır haber alamıyor

Geçmiş çabuk unutuluyor.

Meclis üyeliği listesine itiraz eden, kendisinden büyük ağabeyi durumdaki yol arkadaşına,

“Gerekirse seni silerim” diyerek, 2004 Seçimlerinde, ağır sözler söylediği, Sayın KARATOKLU'yu, 2009 Seçimlerinde,1.Sırada Meclis üyeliği listesine alan Sayın KAYA ikinci defa başkanlık seçimini kaybetmiştir. Seçim sürecinde yapılanları ve söylenenleri dün gibi hatırlıyoruz.

Nereden bakacağıma nereden değerlendireceğime akıl erdirmekte çok zorlandım.

Sayın DEMİR'in adaylık müracaatındaki konuşmasının, Sayın GÜNAYDIN'ın o konuşmaya gösterdiği tepkinin, siyaseten doğru olmadığını öngörüyorum.

Her ikisi de acemiliklerini sergilemişlerdir.

Daha yolun başında, siyaseti kişiselleştirip, hem kendilerine hem de partilerine zarar vermişlerdir.

Hepimiz kardeşiz, kimimiz kan kardeşiyiz, kimimiz din kardeşiyiz. En önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefli birer vatandaşıyız.

Ülkemiz şartlarında, zaman zaman profosyenlikten ve liyakattan  bahsedilir ama hiç de uygulandığına şahit olmayız.

Burada bazı kişilerin kişisel durumları, ilişkileri ve Aile yapıları hakkında  fikir yürütmek kimsenin haddi olmamalıdır.

Bu haddi kendinde gören,

Hem Sayın DEMİR’in,

Hemde Sayın GÜNAYDIN’ın yaptıkları asla doğru değildir.

KISSADAN HİSSE

Bir ormanda iki kişi ağaç keser, Biri, sabah erkenden işe

başlar, öğle zamanı da çalışır ve işi de geç bırakır,

Diğeri, sabah işe başlar, öğle arası yemek ve dinlenme molası verir, akşam normal Mesai bitiminde işi bırakır.

Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini sayarlar.

Sonuç, İkinci adam çok daha fazla ağaç keser, buna birinci adam öfkelenir.

Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı nedir diye sorar...

İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt verir,

Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla, daha çok ağaç kestim" Diye cevap verir.

Hiç iyi olmadı gençler,

Unutmayın! Son gülen iyi gülermiş.